Tüm Dünyada bu yıl çevreci bakış açısı daha önemli bir yer tutmaya başladı. En çok kullanılan terimler ‘Yeşilci’, ‘lokal’ ve ‘yerli’. Tabiatla daha yakınlaştığımız günümüzde gelişmiş ülke şehirlerinde bahçeleri ‘yeşil beton’ tabir edilen çimle kaplamak yerine sebze bostanları oluşturup meyve ağaçları ekmek ve hatta küçük kümeslerde tavuklar beslemek yaygınlaşıyor. Kamusal park ve bahçelerde de meyve ağaçlarının varlığı artıyor.
Bahçeye dikmek istediğimiz bitkileri bulunduğumuz alanın lokal bitki örtüsü içinden seçmekle yaban hayatı korumuş oluyoruz. Bahçenin bir köşesinde kendi kendine biten yerli otları sökmeden önce iki kere düşünmeliyiz; arılar ve kelebekler için yaşam kaynağı olabilirler. Bahçemde kış ve sonbahar aylarında ortada görünmeyen bitkiler vardı. Baharda uzayıp, yapraklanıp tam neye benzeyeceğini merak ederken büyük ortancalar kadar koyu pembe çiçekler açtılar ve arılarla kelebekleri sürekli üzerinde görmek mümkündü. Araştırdığımda birçok kelebek türü için önemli kaynak olan ‘Asclepias purpurascus’ olduğunu öğrendim. Arı ve kelebekler için önemli bir besin kaynağıymış ve tamamen kendiliğinden doğal olarak çıkan bu bitki bahçeye yaban hayatı davet eden doğal döngünün bir parçasıymış.
Çevreci bahçelerin önem verdiği bir diğer konu da gübre yapımı. Mutfak ve bahçe atıklarının bir kısmını böyle faydalı bir şekilde geri dönüştürmenin doğa için kurtarıcı bir adım olduğu biliniyor.
Yazımın konusu olan saman balyası bahçeler de yeni gelişen bir bahçecilik şekli. Özellikle Amerika ve Kanada’da yaygınlaşan bu yöntemle saman balyaları bahçede belli alanlara yerleştiriliyor ve bir anlamda saksı görevi görüyor. İşlemin püf noktası saman balyasının seçimi ve çürüme sürecinde: Buğday, yulaf, arpa veya çavdar hasatından geriye kalan tohumsuz saman balyalarının kullanılması ve Mayıs ayının ilk günlerinde çürüme için organik nitrojenli gübre ve bol su eklenerek özel bir işleme tabi tutulması gerekiyor. Sonra üzerine bir kısım toprak seriliyor ve balyanın içindeki çürüyen saman çok yararlı bir gübreye dönüştüğünden bitki kökleri için uygun bir ortam oluşuyor. Devamında yapacaklarımız toprak bahçelerde yaptığımızla aynı: bitkileri filiz halindeyken toprağıyla beraber saman üzerinde açacağımız boşluklara yerleştirip sıkıştırıyoruz ve su veriyoruz. Sulama günde iki kere yapılıyor, çünkü samanın su tutma yeteneği toprağınki kadar başarılı değil. Ancak su kaybını minimuma indirebilmek için balyaları yanyana dizebilir, etrafına çalı türünde bitkiler dizebiliriz. Balyaların iplerle sağlam bir şekilde bağlandığından emin olunmalı ve yerine yerleştirirken saman parçalarının yatay olmasına dikkat edilmelidir ki sulama sonrası su tutabilsin.
Yüzde 100 organik ürünler yetiştirmek isteyenler için doğru bir seçim, çünkü malzeme tamamen doğal ve ayrıca geri dönüşebiliyor. Üstelik mevsimlik bitkileriniz veya sebzeleriniz geçtikten sonra çürüme öylesine iyi bir dereceye ulaşmış oluyor ki geride kalan bol besinli bir gübre oluyor. Bunu da tekrar bahçenizde değerlendirebiliyorsunuz.
Saman balyası bahçelerinin diğer bir avantajı da standart bahçeciliğe göre daha az böceklenme ve hastalık vakasına rastlanıyor olması. Yerden yüksek olması sebebiyle bazı böcek ve salyangozların da ulaşımı mümkün olmuyor. Bahçıvanlığa yeni başlayanlar ve çocuklar için oldukça kolay yapılabildiğinden keyifli bir deneyim. Belli bir yaşın üzerinde bahçede eğilip kalkmaktan dolayı bel ağrısı yaşayan kişiler için de yükseltilmiş saman balyası bahçeleri büyük kolaylık sağlıyor.
Bu çevreci buluşla ilgili Amerika’da okullarda ve çeşitli kurumlarda saman balyaları ile bahçeciliğin eğitimlerini veren Joel Karsten derslere gidemeyenler için bir de kitap hazırlamış: ‘Guide to Grow a Straw Bale Garden’. Merak edenler için web sitesinde bazı temel bilgilere yer vermiş, ancak detayları eğitimlere saklamış. www.strawbalegardens.com
Daha fazla detay bulabileceğiniz bir başka web sitesi ise www.no-dig-vegetablegarden.com/straw-bale-gardening.html
Selvi Gürevin